17 Haziran 2009 Çarşamba

Avrupa Transfer Piyasasında Tuncay Şanlı


The Guardian'a göre Avrupa'nın Top 40 Transfer Listesi'nde 32. sırada Tuncay Şanlı'ya yer veriliyor. Talipleri Liverpool, Chelsea, Bolton ve Fulham. 8 milyon £ değer biçilen Tuncay için özellikler Rafa Benitez'in çok istekli olduğu ve kendisinin Liverpool'un oyun düzenine çok uygun bir futbolcu olduğunu düşündüğüne yer veriliyor. Middlesbrough'un Premier Lig'den düşmüş olması da bu transferi daha cazip hale getiren etken.

16 Haziran 2009 Salı

Servet'e Servet Önerdiler



Marsilya'nın Servet'i istemesi yeni birşey değil, transfer dedikoduları ayyuka çıkmış durumda. Benim gördüğüm şu ana kadar bloglarda yeralan haberler. Birkaç yazılı basın organında da bu haberin detaylarına ulaşmak mümkün.

Yine bildiğim kadarıyla aslında Galatasaray'ın böyle bir niyeti yoktu ama bonservisi için konuşulan 7-8 milyon euroluk rakam Fernanado Meira'nın Zenit transferini gölgede bırakır nitelikte. Öte yandan transfer gerçekleşirse Türk futbolcular arasında en pahalı defans oyuncusu ünvanını da alacak Servet. Daha da ötesi yurtdışına gidip de bu kadar yüksek bonservis ödenen futbolcu da pek yok Türk futbolunda. Zenit Fatih için yaklaşık 7,5 milyon euro ödemişti diye biliyorum. Yine Gökdeniz Karadeniz'e ödenen bonservis bedeli 8,5-9 milyon euro civarındaydı. Nihat için Real Sociedad Beşiktaş'a 3,5 - 4 milyon euroluk bir bonservis bedeli ödemişti.

Bu şartlar gözönüne alındığında Galatasaray'ın bu rakamla oyuncusunu Marsilya'ya satması öenmli bir transfer başarısı. Servet bir anlamda Türk futbolulunun Stam'ı ya da Rio Ferdinand'ı oluyor kendisi için ödenen bonservis bedeliyle. Servet'i çok beğenen biri değilim, birçok futbol yorumcusunun aksine pek güvenmediğim bir oyuncudur. Ama bunda Schevchenko karşısında canlı canlı izlediğim Servet'in rolü de büyük olsa gerek. Bir de 2-2 biten Fenerbahçe Diyarbakırspor maçında sonradan oyuna girip Diyarbakırsporlu Bakadal'dan kendi yarısahalarında sol taç çizgisine yakın bir yerde yediği çalımdan sonra sakatlanmış numarası yapıp yatması sonucu Serdar Samatyalı'nın golüyle Diyarbakırspor'un 2-1 öne geçtiği pozisyon var ki o da gözlerimin önünden gitmez.

Yine de özel durumları cımbızla çekmeden bakmak lazım oyuncuya. Bunlar sadece beni ondan soğutan enstantaneler. Öte yandan Servet kesinlikle çalışkan, azimli, doğru bildiğini söylemekten kaçınmayan deli dolu bir adam. Ve bu transferi en çok hakedenlerden. Ta ki efsane Rıza Çalımbay döneminde muhteşem bir UEFA Kupası deneyimi Denizlispor'dan beri kariyerine baktığınızda aklınıza hemen onun cesareti ve çalışkanlığı geliyor. Yani benim onu beğenmemem beni bağlar sadece. U:marım Marsilya transferi mutlu sonla gerçekleşir. Ve 2008 Avrupa Şampiyonası öncesi aşağıdaki mektubunda yazdığı Şampiyonlar Ligi'nde de başarılı olur.
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

14 Haziran 2009 Pazar

Anadolu'nun Bayraktarlığı


Anadolu'nun bayraktarlığını yapan takımlar hep oldu ligimizde. Trabzonspor bunlar içerisinde adını dördüncü büyük olarak yazdıran tek Anadolu takımıydı ama Eskişehirspor, Kocaelispor, Gençlerbirliği, Gaziantep gibi takımlar zirveyi oldukça zorladılar dönem dönem.

Son yıllarda ise Anadolu bayrağını eline alan takım Sivasspor oldu. Sivasspor'un bu bayrağı devralması için rastlantıdan ötesini aramak gerekiyor. Öncelikle şehir insanının Sivaslı olma kültürüne sahip kalabalık bir nüfustan ve İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanına yayılmış olmasından gelen yapısal bir avantajı olduğunu bilmek gerekiyor. Bu bağlamda takıma sahip çıkma konusunda hiçbir sıkıntı çekmiyor Sivasspor. İstanbul'da oynadığı maçlarda da bunu görüyoruz zaten.

Başarıdaki asıl büyük etken istikrarı yakalamış olmaları ve başından beri belirli bir programın kulüp bünyesinde takip edilmesi. Takım Bülent Uygun'a emanet edilmiş durumda ve kimse işine karışmıyor. Allah için o da işini düzgün yapıyor. Mecnun Otyakmaz dışında bu kadar popülariteye rağmen tek bir kulüp yöneticisini basında göremiyorsunuz.

Bugün bir kulübün minimum geliri yıllık 15 milyon TL civarında. Bu da kulübün yaşaması, doğru ve yerinde transferler yapabilmesi için yeterli bir meblağ. Bu gelirin Sivasspor tarafından çok iyi yönetildiği de bir gerçek. Son yıllarda yapılan yerli ve yabancı transferlere bakıldığında da en isabetli işin Sivasspor'da gerçekleştiğini görüyoruz.

Sivas küçük bir şehir, bu nedenle futbolcunun hayatı da tesisler ve evi arasında geçiyor. Yani tam anlamıyla İstanbul'da Laila, Sivas'ta La İlahe İllallah... Bu ifade teknik direktörün ağzından dökülünce her yöne çekilebiliyor ama temelinde bir gerçekliği barındırıyor.

Peki Sivasspor bu bayrağı ne kadar taşıyacak? Burada geçmişte yazdığımız yazılara bakmakta yarar var. Sivasspor'un temel sıkıntısı bulunduğu yeri halen hazmedemiyor olmasında. Sezonun ilk devresi tamamlandığında girişilen Mehmet Yıldız'ı pazarlama kampanyaları, sezon içerisinde genelde Bülent Uygun'un zaman zaman da futbolcuların ağzından dökülen yanlış demeçler hep bu hazım sorununa işaret ediyor. Dolayısıyla öncelikle Sivasspor'un hazmetme sürecini tamamlamaya ihtiyacı var. Yoksa geçmişte Anadolu'nun bayrağını taşımış tüm takımlar gibi onlarda gelecekte kötü günler yaşayabilirler.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar




13 Haziran 2009 Cumartesi

Deco'nun Tercihi




Deco'nun adı Galatasaray ile de geçiyor ama adamın niyeti Inter'e gitmek. Inter onu istiyor, Moratti istiyor, Morinho istiyor, Deco istiyor. Deco "Morinho'nun olduğu bir yerde oynamak tabi ki isterim, onun takımı hep zirveye oynar" demiş. Bu sözler bile Galatasaray söylentilerini bitirir nitelikte. Deco'nun adresi belli ama yarın ben Inter'liyim deyip Galatasaray'a imza atar mı onu bilemem.

Kriz Sirklere Uğramıyor


Krizin bir tek sizin bizim gibi insanları etkilediğini söylemek mümkün. Dört günde Real Madrid 150 milyon£ para harcadı ve rekorları altüst etti. Yukarıdaki fotograf Galacticos'un kurulmasında bir milattı aslında. Zidane ve Figo'yu kaldırabilirdi bir takım ama Beckham ile tam bir sirk takımı ya da futbolun Harlem'ine döndüler. Bugün bir ipte yine iki cambaz var, Kaka ve Cristiano Ronaldo. Kaka'nın oturmuş karakteri Real Madrid'te dengeleri koruyacaktır mutlaka. Yani şimdilik maçlarda tek topla idare edebilirler. Ama yarın yeni transferler gerçekleşirse ki mesela Ribery bunlardan biri yine bir sirk takımına dönmeleri içten bile değil.

Yeni Saç Modası: Fener'e Topuz Beşiktaş'a Dalgalı



Aziz Yıldırı bu şovu yapmayı haketti. Futbolcu köle değildir ve istediği yerde oynar demiştik. Bu yüzden de Aziz Yıldırım'ı eleştirmiştik. Sonrasında olaylar öyle bir gelişti ki Mehmet Topuz söylediği herşeyi yuttu ve geldi imzaladı.

Hayırlı olsun, taraftar bu konuda pek gönüllü değil ama Mehmet Topuz'un Fenerbahçe forması ile yapacakları herşeyin üzerine yorgan çekecektir. Ne de olsa balık hafızalı bir toplumumuz var. Örnek mi istersiniz: Baliç, Emre Belözoğlu, Fatih Akyel...

Bugün atasözlerinden gidiyoruz ya bir tane daha yazalım: "Büyük lokma ye, büyük söz konuşma".

Yeni Ronaldo Kim Olacak?


"Geldiğin zaman boşlukları dolduran değil, gittiğin zaman yeri doldurulamayan ol" güzel bir atasözü, kimin söylediğini bilmiyorum ama inandığım bir atasözü değil malesef. Yarın Kaka'nın da Cristiano Ronaldo'nun da yeri dolacak. İngilizler şimdiden onun yerine yeni kahramanlarını yaratmanın senaryolarını yazmaya başlamışlar bile. Manchester United için yazılan adaylar kimler mi?

Frank Ribery: O gideceğim diyor, Real bastırıyor, Bayern satmıyor. Transerfinde Real favori, Manchester plase.

David Villa: O da Valencia'dan uçacak ama Madrid yerine uçak biletini Manchester'a da alabilir.

Sergio Aguero: Şu anda transferi pek gündeme gelmese ve bence henüz beklenen aşamayı gerçekleştiremese de transfer haberlerinde yine de adı geçiyor.

Douglas Costa: Tıpkı Ronaldo gibi orta sahada dikine veya kanatlarda oynayabilen bir oyuncu. Frikikleri etki ve henüz 18 yaşında. Gremio'da forma giyiyor. Stil olarak ona en yakın isim.

Antonio Valencia: Wigan'da oynayan Kolombiyalı oyuncunun maliyeti yaklaşık olarak 16 milyon GBP ve Ferguson'un uzun dönem planlarında bu ismin olduğu biliniyor.

Karim Benzema: Bana sorarsanız bu sezon Machester'ın yolunu tutması muhtemel isimler arasında en yakın ihtimal o gözüküyor. Stili ile Ronaldo'dan farklı ama gol vuruşlarında becerileri karşılaştırılır. Fransa ligi ve Milli Takımı'nda kendini yeterince kanıtladı.

Javier Pastore: Huracan'ın en sevilen yıldızı. Orta sahada oynuyor.

Nilmar: Bu adam bir Avrupa deneyimini daha hakediyor. Talihsiz geçen Lyon macerasından sonra Brezilya Ligi'ni yine kasıp kavuruyor. Çok yetenekli ve o en çok Avrupa'da izlemek istediğim yıldızların başında geliyor.

Topuz Operasyonu



Geceyarısı operasyonu tamamlandı. Üç sularında İstanbul'a inen Topuz'u Başkan kendisi otomobiliyle götürdü.

12 Haziran 2009 Cuma

Ronaldo'nun Malında Gözümüz Yok Ama


Paranın dibine vurunca Los Angeles'ta aldı soluğu. Yazılanlara göre gece masaya en az 10.000-15.000 £ civarında hesap getirecek kadar içki gelmiş. Gecede bu beraberliğe tanık olanlar alkolün dibine vurulan gecede Ronaldo'nun birara içki şişesini bacaklarının arasına aldığını Paris'in de şişeyi okşadığını söylüyorlar.

Sevgilisinden bir gün önce ayrılan Paris Ronaldo'yu da ona kıyasla çok daha iyi bulmuş. Hatta bir kız arkadaşına gördüğüm en tatlı şey yorumunu yapmış. Şimdiki sorun şu: Bu bir birlikteliğe dönerse ki dönecek gözüküyor buna katlanabilecek miyiz?

İkinci soru hangisi daha itici olur: David-Victoria Beckham mı yoksa Cristiano Ronaldo-Paris Hilton mu?

Aklımı kurcalayan üçüncü konu da şu: Zenginin malı züğürdün çenesi yorarmış bizim ki o hesap ama neden Messi'nin daha çok sevildiğini neden Ronaldo'nun sevilmediğini transferinden bir gece sonra medyaya yansıma şekliyle gösteriyor bu adam.

İşbirliği


İnanılır gibi değil ama gerçek, bu iki adam artık hedefe beraber yürüyecekler. Kime sorsanız, dünyanın en iyi üç futbolcusu kim deseniz Messi ile beraber adları geçer. Şimdi futbolun en iyi üç futbolcusundan ikisi Real Madrid'te. Geriye Messi kaldı, bir de benim izlemekten büyük keyif aldığım Gerrard. Florantino Perez onları da satın alabilir mi? Bence imkansız ama Kaka'da imkansızdı. Burada oynadıkları kulübün tavrı da çok önemli. Yine de Barca zaten vermez ama Liverpool'un da Gerrard'ı verebileceğine hiç ihtimal vermiyorum.
Yazıya başladıktan sonra düşündüm başka kimleri satın alamaz diye. Oynuyor olsaydı Maldini, Juve'nin herşeyi Del Pierro, Totti aklıma gelenler.

11 Haziran 2009 Perşembe

İspanya'nın Yeni Kralı: II. Ronaldo, Cristiano Ronaldo



Haber Mancherter United'ın resmi sitesinde patladı ama Real Madrid cephesi bir süre sessiz kaldı. Son gelen bilgiler kulüpel anlaşıldığı ve ilerleyen günlerde oyuncu ile anlaşma yapılmasının ümit edildiği yönünde. Tabi bu formal bir ifade aslında iş bitti. Şimdi herkes Kakalı Real Madrid'te bir diğer süper yıldız Cristiano Ronaldo'yu bekliyor.
Kralın takımı şimdiden kulüp amblemlerindeki tacını Ronaldo'ya vermiş gözüküyorlar. Aslında El Madrigal tarafında yapılan en büyük transfer Kaka bence. Ama popülarite her zaman olduğu gibi öne geçiyor. Cristiano Ronaldo için ödenecek olan 96 milyon euro bonservis bedelinin yanında artık Kaka'ya ödenen bedel devede kulak. Bir başka deyişle Cristiano Ronaldo için ödenen bonservis bedeliyle 1,5 Kaka alabiliyorsunuz.
Şimdi esas soru şu: Önümüzdeki sezon Ronaldolu, Kakalı Real Madrid karşısında Messi'nin önderliğinde Barcelona ne yapacak? Bizi süper bir futbol sezonu bekliyor ve artık tüm gözler La Liga'nın üzerinde. Üstelik daha Villa ve Ribery transferleri gerçekleşmedi ve muhtemelen gerçekleşecek. Ama onlarda Perez için çekirdek parası artık. Transfere 300 milyon euro ayıran Madrid ekibinin hala harcayacak parası var gözüküyor. Bu transferlerle Real Madrid forma, yayın, stad vs. gelirlerinin hepsini de katlayacak gözüküyor. Yine de kulübü bekleyen bir tehlike var. Daha birkaç yıl önce girdikleri mali kriz olası bir başarısızlık karşısında işleri tersine çevirebilir. Futbol dünyası bu kadronun başarısızlığına pek tahammül edemeyecektir. Üstelik ne Perez ne de Ronaldo futbolseverlerin sempati ile baktığı isimler değiller.
Bunu şöyle açıklayabilirim: Bir Real Madrid sempatizanıyım ama Perez'den ve Ronaldo'dan zerre hazzetmiyorum. Benim gönlüm önümüzdeki sezon yakışıklı avukatın kurduğu takımda oynayan çirkin kral Messi'den yana.

Günün Sözü


Florentino Perez'in sağ kolu Valdano TVE'ye verdiği röportajda Real Madrid'in harcadığı paralarla ilgili olarak sanırım Laporta'ya cevap niteliğinde bir açıklama yapmış. "Büyük oyunculara verilen yüksek rakamlar bir yatırımdır, para kaybı değil".

Kaka transferinden sonra Cristiano Ronaldo transferi için resmen gemilere yakacak olan Florentino Perez'in ve yönetiminin bakış açısını çok net ortaya koyuyor bu yaklaşım. Ancak bu yaklaşımın iki yanı var. Biri olumlu tarafı ki Premier Lig'e de çok net bir mesaj gönderiyor ve masanın etrafında sadece İngilizler yok diyor. Dolayısıyla Rus ve arap işadamları da...Mesajın kötü tarafı ise şu: Masada fazla yer kalmadı ve bu masaya oturmak isteyeni çiğ çiğ yerler.

10 Haziran 2009 Çarşamba

BTM



Şu günlerde Aurelio transferi gündeme gelince ve Bayram Tutumlu ile ilgili haberler çıkınca bir Tutumlu'nun sitesine girip bakayım dedim. BTM, yani Bayram Tutumlu Management şirketinin web sitesi komik fotograflar bulup gülmek için tam bir maden... Sitenin kurumsal yapıyla özdeşleşebilecek hiçbir tarafı yok. Bayram Tutumlu'nun futbolculara otomobil satması, Maradona ile kanka olması falan yazıyor. Felaket bir menajer sitesi anlayacağınız. Merak edenler http://www.bayramtutumlumanagement.com/ adresinden girebilirler.

Öte yandan bir menajerin şirketinin sitesi olması tamam da sitenin Bayram Tutumlu'nun kişisel reklamını yapıyor olması saçmalık olan. Ali Şen Türk futbolunda ne ise, Reha Erus İtalya'da ünlülerle ne kadar içli dışlı ise, Bayram Tutumlu'da onların futboldaki versiyonu gibi duruyor daha çok. İşini konuşmayacağım ama site bana reklam kokan hareketlerle dolu olan ama içi boş bir firma imajı veriyor. Demek istediğim bu sadece...Ve Bayram Tutumlu senelerce saygın bir futbolcu menajeri olarak yansıtıldı medyada. Ama Bayram Tutumlu bile ne kadar dil bilirse bilsin?, ne kadar futbol dünyası ile içli dışlı olursa olsun? ve ne kadar çok FİFA ve UEFA talimatlarına hakim? olursa olsun profesyonel bir imaj vermiyor bana. O vermezken Mehmet Topuz'un yetki belgesi bile olmayan bir menajer tarafından yönlendiriliyor olması da Topuz'un cehaletini ve ülkedeki futbolcuların birçoğunun bilinçsizliğini, bir anlamda altyapısını ortaya koyuyor.

Alttaki fotograflara gelince konuyla tek ilgisi içinde Bayram Tutumlu'nun olması. Günümüzde en gözde üç teknik direktörün bu karelerde yeralması da bir hayli manidar...





Ibra= Eto + 10 milyon Euro


El Mundo Deportivo'nun bugünkü manşeti Barcelona'nın Ibracadabra için son teklifinin Eto+10 milyon euro olduğu. Inter bunu kabul eder mi? Bence zor. Öte yandan Laporta Florentino Perez'i piyasayı yükseltmekle suçluyor. Kaka transferinde ödenen paranın bundan böyle transfer etmek istedikleri her oyuncu da karşılarına çıkacağını iddia ediyor. Haksız da sayılmaz hani...

9 Haziran 2009 Salı

Kaka Real Madrid'in Sekiz Harikasının Sonuncusu


Real Madrid web sitesinde Kaka ile ilgili her türlü detayı vermeye devam ediyor. Real Madrid kadrosunda bugüne kadar yeralan oyuncular arasında France Football tarafından Avrupa'da yılın oyuncusu seçilen sekizinci futbolcu olduğunu belirtmeyi de ihmal etmemişler. Daha önce bu ödüle layık görülenler kimler mi?

Cannavaro 2006

Ronaldo 2002

Owen 2001

Figo 2000

Zidane 1998

Di Stefano 1957 ve 1959

Kopa 1958

Kaka Leite ödülü 2007 yılında kazanmıştı. 2008'de kim mi kazandı? Cristiano Ronaldo...Onu da alırlarsa bir onbir çıkarmalarına iki oyuncu kalacak.

Pato - Chelsea - Milan


Pato'nun Serie A kariyeri için "Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz" demek doğru olabilir. Berlusconi 2012'ye kadar Milan ile sözleşmesi devam eden Brezilyalı yıldız için hiçbir yere gitmeyeceği yönünde beyanlar veredursun, durum pek de öyle gözükmüyor.

Milli Takım kadrosunda bulunan Pato henüz hiçbirşeyin belli olmadığını söylüyor. Milan'daki geleceği ile ilgili olarak eski hocası Ancelotti ile de konuşacağını belirten Pato Milan kariyerinde kendisine çok yardımcı olduğunu düşündüğü hocasının onu nasıl yönlendireceğine büyük önem veriyor. Chelsea ile adı anılmaya başladığından beri aslında bu tavrı onun gönlünün kimde olduğunu da ortaya koyar nitelikte. Pato ne yapacağı ile ilgili Haziran ayı sonuna kadar herşeyin netleşeceğini de eklemiş.

Los Galacticos 2 de Duvara Toslar mı?


Bu adam ne zaman başkan seçilse bokunu çıkarıyor. Şimdi de Kaka'yı aldık ama Cristiano Ronaldo ile de ilgileniyoruz demiş. Bir taraftanda İbrahimovic için satır aralarında o da çok büyük bir oyuncu beyanatı gizli. Florentino Perez doymak bilmiyor ama transfer politikası yıldızları toplarım üzerine kurulu. Bu politikanın daha önce nasıl duvara tosladığını izlemiştik. Bu fotografı ile bana çok ünlü bir Türk büyüğünün lafını hatırlatıyor: "Betondan da anlarım futboldan da"...

Bir de Pellegrini bu takımı taşır mı, taşıyabilir mi? Yoksa bir Del Bosque modeli mi olacak? Olmaz çünkü Arjantin Milli Takımı'nı son Dünya Kupası'nda nasıl kötü yönettiğini gördük. Bence yıldızları yönetecek kabiliyete sahip değil. Konu birden fazla yıldız olduğunda ise tamamen çuvallayabilir.

Kaka Real Madrid'te


Ve nihayet Florentino Perez beklenen bombasını patlattı. Kaka 65 milyon euro bonservis bedeli karşılığında 6 yıllığına Real Madrid'e imza attı. Gece saat 01:30 itibariyle haber kulübün resmi sitesinden Kaka Real Madrid'e geçti diye duyurulmaya başladı. Her türli sağlık kontrolünden geçirildiği belirten oyuncu için kulübün kendi sitesinde ayrıca onunla ilgili Pele, Zidane, Butragueno gibi eski futbolcuların görüşlerine yer verilmiş. Web sitesinde ayrıca bir rüya gerçek oldu şeklinde başlıklara rastlamak mümkün. Hakikaten Kaka transferi son yıllarda gerçekleşen en önemli transfer. Real Madrid'in oyununu bir kademe yukarıya taşıyacağı da bir gerçek. Milan açısından ise görüşlerimi Serie A'nın Çöküşü yazısında daha geçen hafta yazmıştım.

8 Haziran 2009 Pazartesi

Veron Abi Bir İmza



Sanırsın ki Messi Veron'dan imzalı forma alıp hatıra fotografı çektiriyor. Olabilir de ne de olsa Messi daha kısa pantlonla gezerken Veron yeşil sahaların tozunu alıyordu. Bu kadar mutlu olduklarına bakmayın. Haftasonı Kolombiya'yı zar zor 1-0 ile geçtikten sonra eleştiri okları çevrilmeye başladı bile. Kötü, oyun, kısır futbol, pozisyonsuz geçen bir maç oldu 90 dakika. Ne Veron ne de Messi etkili olabildiler.

Yıldırım Demirören Yeter


Haftasonu Telegol programında yaşanan diyalogu hatırlatarak gireyim yazıya.
- Demirören: Çakar gibi kişiler sayesinde Türk futbolu değer kaybediyor.
- Çakar: Doğru doğru... Ben de haftaya PAF oyuncusuyla çıkarım sahaya.
- Demirören: Yok sen ufak Ahmet Çakar'la çık... Terbiyesizce konuşma benimle... Beşiktaş Kulübü Başkanı'yla konuşuyorsun...
Hasbelkader Beşiktaş Başkanı'nın medyaya yansımayan bazı yakışıksız durumlarını biliyorum. Ama medyaya yansıyan boyutu yansımayanlarla yarışır cinsten. Bir Beşiktaş taraftarı bu durumdan utanç duymalı. Türk basını böyle bir kişiyle muhattap olmaktan utanç duymalı. Futbol camiası da. Yok birbirimizden bir farkımız kabul ediyorum ama Süleyman Seba'nın oturduğu koltuğun bu kadar bayağılaşmasını kabul edemiyorum. Konu Ahmet Çakar, Telegol programı, o, bu, şu değil...Konu Beşiktaş Başkanı'nın ağzından dökülen pervasızca sözler. Esas terbiyesizlik bu lafı söyleyenin yarın öbür gün Beşiktaşlılık duruşunu ağzına almasıdır. Yazık...