6 Haziran 2009 Cumartesi

Ya İki Tane Olsalardı

Bu dünyada herkesin bir benzeri vardır denir, football365.com okurları da teknik direktörlerin benzerlerini göndermişler. Aralarda çok sürpriz isimler de var. Benim favorim Löw ve Donadoni ikilisi. Bir de Hiddink'in ikizi...









Eski Öğrenci Yeni Hoca


Juventus'un teknik direktörlüğü önümüzdeki sezon Ferrara'ya emanet. Lippi İtalya Milli Takımı'nda yardımcılığını yapan öğrencisi için şunları söylemiş: "Ferrara Juventus'ta işini iyi yapacaktır. O bunu başarabilecek karizmaya, bilgeliğe ve kişiliğe sahip".
Bu kararla son günlerdeki eski öğrencilere dönüş trendine Juventus da uymuş oldu.

Kaçak: Walter Zenga



Oldum olası pek sevmem Walter Zenga'yı. Futbolculuk yıllarında Inter'in kalecisi olmasıdır buna en çok sebep olan. Teknik direktörlük yıllarının ilk bölümünü Balkanlarda geçirdikten sonra Gaziantepspor'a geldi ancak daha sonra sezonu tamamlamadan yangından kaçarcasına Al Ain takımına gitti. En son Catania'da idi ama Palermo ile üç yıl kontrat imzaladığı haberi geldi. Ezeli rakibe gidişin öyküsünü bilmiyoruz ama Sicilya'da mafya savaşı başlatacak en sonunda bu adam.

Serie A'nın Çöküşü




Serie A 90'lı yıllara damgasını özellikle A.C. Milan ve Juventus'un bayraktarlığında vurdu. Ne var ki 2000'li yıllara gelindiğinde bu etki Premier Lig'in yükselişi ile ciddi bir sekteye uğradı. Rus, Amerikan ve Arap yatırımcıların ardarda Premier Lig takımlarına yatırımları, Serie A'da yaşanan şike skandalı ve bu skandaldan en çok A.C. Milan ve Juventus'un yara alması, Inter'i ligin zirvesine çıkartırken görüldü ki aslında Moratti'nin Inter'inin bu boşlukta Serie A'yı domine etmesi mümkün iken Avrupa'da aynı dominantlığı gösterebilecek altyapısı yok.



Bugün gelinen noktada La Liga'da Barcelona ve Real Madrid ekonomik boyutta Premier Lig takımları ile halen başedebilecek güçteler. Kaka her ne kadar Real Madrid transferi ile ilgili olarak konuşmasa da Berlusconi onu satmaya çoktan gönüllü. Berlusconi "İspanyolların Kaka için verdiği teklifi reddetmek çok zor" diyor. Öte yandan Ancelotti'nin Chelsea'ye gitmesiyle Pato'nun da İngiltere yolunu tutacağı söylentilerine karşı çıkıyor. Ancelotti döneminde geçen sekiz yıl şike skandalının vurduğu darbeye rağmen istikrarlı bir görünüme sahipti. Kadim dostu Galliani de bunu inkar etmiyor ve Ancelotti'ye teşekkür ediyor. Ancak Ancelotti sonrası onun döneminde oldukça yaşlanan kadronun bir de Kaka'yı elinden çıkarmasıyla nasıl tekrar kendini yenileyeceği konusu tam bir muamma. Bu işin sadece Pato ile olmayacağı da aşikar. Pato hiçbir zaman Kaka, Cristiano Ronaldo ve Messi gibi takımı domine edebilecek düzeye ulaşamayacak ve ancak yardımcı erkek oyuncu rolünü üstlenecek. Teknik direktörlüğe getirilen Leanardo'nun ise bir Guardiola modeli oluşturabileceğine herkes şüphe ile bakıyor.



Juventus kanadında ise Nedved'li dönem sona erdi. Diego gelecek için iyi bir transfer izlenimi veriyor ancak Juventus'ta da önemli bir iki isme daha ihtiyaç olduğu aşikar. Raineri ile yola devam edilmeyecek olması iyi bir başlangıç. Keşke Serie A'ya takımı taşıyan Deschamps ile devam ediyor olsalardı. Inter kanadında ise Ibrahimovic artık çoktan beynen başka diyarlara yelken açmış durumda. O da istediği enternasyonel başarılara Inter ile ulaşamayacağının farkında. Eto'nun takas ile Serie A'ya gelmesi Inter'i ayağa kaldırmaz.

Serie A için bir başka tehlikede ligde sivrilen Zarate, Balotelli, Santon, Giovinco, Lavezzi gibi genç yeteneklerin de bazılarının adının Premier Lig ve La Liga takımları ile isimlerinin anılıyor olması. Bu oyuncular her ne kadar Serie A'nın geleceği için umut veriyorlarsa da uçup gitmeleri an meselesi.
Her yönüyle Serie A şu andaki görünümüyle Kaka'yı ve Ibrahimovic'i kaybederse zaten gerisinde olduğu Premier Lig ve La liga'yı geçin Bundesliga'nın bile arkasına düşebilir. Belki 2000'li yıllara nekahat dönemi de denilebilir İtalyan futbolu açısından. Ve 2010 döneminde tekrar bir numaraya yükselebilirler. Ancak bunun da oldukça planlı bir şekilde yapılması gerekiyor. Yine de nekahat döneminde Milli Takımlar düzeyinde kazanılan Dünya Kupası ve kulüpler düzeyinde Milan ile kazanılan ŞL bir nebze olsun İtalyanların yüreğine su serpiyor.

5 Haziran 2009 Cuma

Transferde Beşiktaş - Fenerbahçe Düellosu


Evet önceki yazılarımdaki hislerim gerçek oluyor. En zevkli ve karmaşık transfer sezonlarından birini yaşıyoruz. İki gün önce Mehmet Topuz Fenerbahçe'de haberleri yayılmıştı. Nitekim Aziz Yıldırım ilişkilerinin kuvvetli olduğu Süleyman Hurma ile bu işi bitirmek üzereydi. Dün ise Beşiktaş işi Mehmet Topuz ile bitirdi. Mehmet Topuz da klasik beyanatı vererek doğuştan Beşiktaşlı olduğunu söyledi.

Aslında buraya kadar karmaşık gözüken iş bu noktadan sonra arapsaçı oldu. Bugün Kayseri cephesinden Mehmet Topuz'un tüm haklarının Fenerbahçe'ye verildiği haberi ortalığı salladı. Peki kim haklı bu gelişmelerde? Hiç kimse...

Aziz Yıldırım: İşi kulübüyle bitirmek istemesi tamam da adamın gönlü yoksa Beşiktaş ile anlaştım diyorsa bu yapılacak iş midir? Aziz Yıldırım köle ticareti zihniyetine devam ediyor.

Yıldırım Demirören: Kulüp kendisine Fenerbahçe'nin önceliği var demişken oyuncuyla görüşmek etik olmasa da transfer piyasasında kabul edilir bir gerçek. Ancak neredeyse Fenerbahçeliyim diyen her futbolcuyu Beşiktaş'a kazandırmış olan başkanın "Beşiktaşlıyım diyen bir oyuncuyu almak eziklikdir" beyanatı akıllara durgunluk veriyor.

Mehmet Topuz: Senelerdir bekliyorsun sonra da işi yüzüne gözüne bulaştırıyorsun. Madem Beşiktaş ile anlaşma safhasına geldin bunu adam gibi niye kulübünle paylaşmazsın. Kendi kafana göre menajerinle gidip Beşiktaş ile anlaşmak biraz eski kulübüne saygısızlık değil mi? Futbolcu tabi ki gideceği kulübü kendi seçmeli ama biraz da yıllarca ekmek yediği yere saygı göstermeli.

Kayserispor: Köle ticaretinin ikinci bacağı. Bu işler ben bu oyuncuyu bu kulübe verdim demekle olmamalı.
Sonuç olarak Mehmet Topuz Beşiktaş'tan başka bir yere gitmem derse ceza alması muhtemel. Sözleşmesi varken başka bir kulübe imza olmuyor. Öte yandan sözünden döner ve üzerine geçirdiği Beşiktaş formasını çıkarıp Fenerbahçe forması giyerse bu durumda da tribünler onu kabul etmez.

Galatasaray Rijkaard'a Emanet


Galatasaray sağ gösterirken sol vurdu gözüküyor. Kaynak kulübün resmi internet sitesi. Ajanslara düşen haberlerde Galatasaray'da teknik direktörlüğe Hollandalı teknik direktör Frank Rijkaard getirildi haberleri de yeralmaya başladı. Daha önce Aziz Pierre ile birlikte Fenerbahçe'nin gündeminde olduğu yazıyordu ama Galatasarayla da adı anılmıştı. Hatta Galatasaray ile hiç görüşmedim şeklinde beyanı da vardır basına yansıyan. Yabancı basında ise Celtic ve Sunderland için adı geçiyordu son günlerde.

Bence iyi tercih. Barcelona kariyerinin ardından bu adamı Türkiye'ye getiriyor olmak Galatasaray adına yapılmış çok iyi bir iş. Guardiola'nın genel çerçevede bu adamın takımını yönetiğini söylemek mümkün. Adnan Polat da çeneleri kapayacak bir hamle yaptı. Zaten Bülent Korkmaz'ın istifası teknik direktör işinin bir iki gün içerisinde hallolacağını gösteiyordu. Nitekim öyle olmuş gözüküyor.
Barcelona kariyerine bakacak olursak çarpıcı bir başarı var aslında ortada. Rezalet bir başlangıcın ardından şaşalı bir final yaşadı diyebiliriz.

UEFA Şampiyonlar Ligi 2005/06
La Liga Şampiyonluğu 2004/05
La Liga Şampiyonluğu 2005/06
İspanya Süper Kupası 2005 ve 2006
Ve bu başarıları kazandığı ekipte yardımcılığını yapan Hollanda futbolunun bir başka önemli ismi Johan Neeskens de yardımcılığını yapacak.
Barcelona öncesinde Hollanda Milli Takımı ve Sparta Rotterdam'da (Sparta rotterdam onun yönetiminde küme düştü) görev alan Rijkaard'ın kariyerinde Galatasaray çalıştırdığı dördüncü takım olacak. Futbolculuk kariyeri ise ayrı bir hikaye. Guardian'da Milan'ın gelmiş geçmiş en iyi onbirinde yeraldığını söylememiz yeterli. Adnan Polat'ı da zamanında çok eleştirdim ama bu hamleye şapka çıkarılır. Şimdi ki soru şu: Bu adamın eline nasıl bir malzeme vereceksiniz?

Eller Gider Aya


Ekonomik krizin boyutlarının daha da hissedildiği şu dönemde transfer piyasası belki de son birkaç sezonun en hareketli dönemiini yaşıyor. Hem kendi çöplüğümüzde hem de Avrupa'da. Bunun en temel nedeni aslında insanların krizin etkilerini azaltacak bir numaralı eğlence kaynağı olan futbolun bu ihtiyaca cevap verme yönündeki tepkileşimi olabilir. Biz kendi çöplüğümüze bakalım. Bu yazının konusu Sadri Şener.

Trabzonspor'da göreve başladığında Ersun Hoca da görevdeydi. Sezon sonu yaklaşırken kendisi ile yollarını ayırıp nasıl bir vizyonla hareket ettiyse Şenol Güneş olmazsa Samet Aybaba ile anlaşırım dedi. Muhteşem bir B planı??? Tabi böyle olunca yönetim, yerel basın, camia haklı olarak ayağa kalktı. Bugün gelinen noktada olağanüstü kongreye gidiliyor. Bu kadar büyük bir camianın bu kadar iç karışıklıklar içerisinde boğulması inanılır gibi değil. Ortada finansal bir kriz yok, kaynak vs. gibi bir kriz de yok. Seyirci desen seyirci, lobi ve güç desen o da var. Trabzon'un çevresi bir futbolcu fabrikası gibi, gelen soluğu Trabzonspor'da alıyor. Ama zihniyet problemi bir takımı ne hallere düşürüyor.

Buna ancak eller gider aya biz gideriz yaya denir. Sivasspor Şampiyonlar Ligi'ne giderken (orada da zihniyet problemi var ama farklı bir problem ve daha önce değinmiştik) Trabzonspor hızla Yayla Kupası'nda oynayacağı günlere doğru yol alıyor. Yarın birileri çıkar ve Trabzonspor sahipsiz değildir der. Yeter ki o birileri de karışmasın yönetim işine çünkü son 25 yılda ne yaptıklarını gördük. Mümkünse çağdaş, aklı selim, eğitimli insanlar gelsin bu camianın yönetimine. Ve mümkünse yerel medyada sussun artık.

3 Haziran 2009 Çarşamba

Arkadan Satanlar


Ocak ayında Manchester City transferi sözkonusu olduğunda Paranın Satınalamadığı Herşey: Kaka diye bir yazı yazmıştım. Berlusconi ve Galliani satmak için ellerinden geleni yaptılar ama Kaka olmaz dedi. Şimdi Real Madrid'e transferi konuşuluyor, hatta neredeyse bitti ama bu sefer Kaka da yıldı kanımca. Taraftar, forma, ait olduğunuzu hissettiğiniz bir yerde kariyerinizi sürdürmek tamam da adam istenmiyor ve 65 milyon Euro'yu kimse reddetmek istemiyor. Para Kaka'yı satınalamadı ama Milan kulübünü satınalmak için yetti. Gelecek sezon Kakasız Milan'ı izlemek için bir nedeni olan var mı?

Kaka dinine çok bağlı ve maneviyatı çok güçlü bir adam, ama Berlusconi -Galliani ikilisi resmen adamın maneviyatını çökertti.

Kör Ölür Badem Gözlü Olur


Kaç gündür yazacağım da iş yüzünden eve bile 23:00'da giriyorum. Kısmet bugüneymiş. Sivasspor maçı öncesinde futbolu bırakan Tugay'a Galatasaray Kulübü Başkan'ı Adna nPolat bir plaket verdi.

İyi de Galatasaray senelerdir kendi içerisinde öz evlatlarından bir küskünler kulübü yaratmadı mı? UEFA Kupası'nı kazanan ekibi bile eksiksiz biraraya getiremiyorsunuz, gelenlerin bir kısmı kırık ama camiaya ayıp olmasın diye geliyor, senelerdir bihaber olduğunuz Tugay'a plaket veriyorsunuz...Liste uzayıp gider demek istediğim bir türlü kulübü tarihe geçiren adamlarla yolunuzu doğru dürüst ayıramıyorsunuz. Hagi ile bile, Hakan Şükür ile bile, Hasan Şaş ile bile.

Sonra elin İngiliz'i senin evladını başının tacı yapınca utanmaktan mı bilinmez siz de plaket veriyorsunuz. Çok eğreti olmuyor mu?

2 Haziran 2009 Salı

Kaptan'ın Sözleri


Erman Toroğlu'nun Fenerbahçe'de parasını alamayıp ayrılanlar var söyleminin ardından geçtiğimiz günlerde Ümit Özat'ın bu konuda müzdarip olduğunu öğrenmiştik. Ümit Özat yaptığı açıklamalarda biraz da sitemkar bahseetmişti Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe'de yaşadığı belli olaylardan.

Alparslan Eratlı'dan sonra Fenerbahçe'ye gelmiş en önemli kaptandır Ümit Özat. Eleştireni, sevmeyeni çok olsa da Fenerbahçe taraftarının onu nasıl uğurladığı da gün gibi ortadadır zaten. İdeallerinin arkasından giden, doğru bildiğini söyleyen adam gibi adam olarak tanıdık biz Ümit'i. Bir de hiçbir futbolcuda olmayan sağ ayağının dışıyla sol kanattan yaptığı ortalarla. Bazen dağı taşı dövse de çoğu zaman rakip defanslar için kesilmesi engellenmesi çok zor toplar oldu bu ortalar.

Joker gibi adamdı Ümit Özat. Defansın göbeği, önü, sağı derken bir baktık ki sadece Fenerbahçe'nin değil Milli Takımın bile sol bekinde görev alıyor. Ne dedi peki Ümit Özat: "Parasını alamadığını söyledi, Aziz Yıldırım'dan aldığı villanın satışını anlattı, ideallerinden bahsetti, bir de Aziz Başkan beni neden geç aradı, neden Alex'e sahip çıktığı gibi takımının kaptanına da kendi seyircisi tarafından yuhalanırken sahip çıkmadı" dedi.

Ben dediklerinde garipsenecek hiçbir şey bulmuyorum. Kırgınlıkları var Ümit Özat'ın ama bu kırgınlıkları artık dile getirmek istiyor. Çok önemli bir travma geçirdi kendisi ve ailesi. Ve artık bu kırgınlıkları içinde saklamıyor. Ama camiaya zarar verecek şeyler de söylemiyor. Bence bunları söylemeye de hakkı var.

Yüzüncü yılında kaptanlık pazubandı taktığı takımın şampiyonluğunda emeği geçmiş bir insanın sitemlerini eleştirmektense, söylediklerine biraz kulak vermek gerekir.

Evdeki Huzur Mutluluk Budur


Pavel Nedved ailesine daha fazla zaman ayırmak için Juventus'tan koptuğunu ve futbola veda ettiğini söylemişti. Ailesi de onu bu önemli günde yalnız bırakmadı.

Real Madrid'in Beyin Takımı


Real Madrid'te Perez seçim sonrası icraatlarına başladı. Önce Villa Real'den Pellegrini'yi takımın başına getirdi.

Bugün ise resmi web sitesinde Perez'in futbolu emanet ettiği beyin takımını açıkladı. Zinedine Zidane danışman olarak kulüpte göreve başlayacağı kulüp tarafından duyuruldu. Tanıdık bir isim Valdano ise genel direktör görevine getirildi ki bu başkanın sağ kolu anlamına geliyor. Valdano daha önce Perez döneminde aynı görevi sürdürüyordu. Valdano'dan sonra bu görevi sürdüren Mijatovic'in yerine ise Miguel Pardeza getirildi. Quinta del Buitre jenerasyonunun üyelerinden biri olan Pardeza isminin açıklanması ile birlikte Real Madrid'te futbola kimlerin yön vereceği de açıklığıa kavuşmuş oldu.
Tekrar Los Galacticos zihniyeti ile hareket edilmeyecektir, önemli yıldızlar yine kulübe kazandırılacaktır ancak bu beyin takımı içerisinde Zidane'ın kilit parça olması Perez'in bir önceki dönemde olduğu gibi Real Madrid'i bir sirk ya da gösteri takımı haline getirmesine ket vuracaktır. En azından ümit ediyorum ki...

Herr Daum'un Gelişi Aynıdır: Fenerbahçe


Bild Daum'un Fenerbahçe'ye gideceğini yazmış, zaten basınımızda da günlerdir bu haber dönüp duruyor. Fenerbahçe'nin tercihinin doğruluğu veya yanlışlığına çok girmeyeceğim. Ben Daum'u beğeniyorum ve Fenerbahçe'de en az bir üç yıl daha görev almasını isterim.
Sorun şu: Eğer Daum Fenerbahçe'ye gelirse bu yönetim adına şunun itirafıdır. Yönetim böyle bir hamle ile "Ben yönetim olarak Daum'un gitmesine engel olamayarak hatta ona yol vererek Fenerbahçe'nin son üç yılını heba ettik. Aslında son hafta Denizli'de kaybedilen şampiyonluğa rağmen teknik direktörümüzün arkasında olsak ve onun belirlediği plan ve program dahilinde devam etseydik kalan senelerde de şampiyon olarak ipi göğüsler ve Avrupa'da da önemli yerlere gelebilirdik. Ama malesef bu vizyona sahip olmadığımız için hatamızdan üç yıl sonra dönüyoruz".

Benim anladığım bu. Eğer Daum Fenerbahçe'ye gelirse yönetim bu icraatını nasıl açıklayacak merak ediyorum. En azından şuna eminim ki Aziz Yıldırım üç sene se üç şampiyonluk sözünü Daum ile veriyorsa bu geçen üç yılda sadece bir kez kazanılan lig şampiyonluğuna karşılık Aziz Yıldırım ve yönetiminin camiasına fazladan iki şampiyonluk borcu daha olduğunu gösterir. Çünkü onlara göre eğer Daum gelirse vaadettikleri şampiyonlukları onunla kazanacaklar.
Özetle Daum'un gidişi hataydı, gelişi ise en hafif üslupla söylersek bu hatanın yönetimin yüzüne çarpılması olur.

1 Haziran 2009 Pazartesi

Chelsea'de Ancelotti Dönemi???


Biraz önce ARRIVEDERCI ANCELOTTI, BENVENUTO LEONARDO postunu göndermiş penne. Orada Milan'ın bir daha Leonardo ile iflah olmayacağı yazıyor. Evet A.C. Milan düşüş trendşne girmiştir bundan sonra ama bir başka düşüşte Chelsea için geçerli olacak.

Ajanslara Ancelotti gözünü Avrupa'da zaferlere dikti diye geçiyor ama Ancelotti bence Chelsea'ye olanın üzerine bir taş koyamaz. Hiddink Abramovic'in oyuncağını Avrupa'da ve ligde başarıya götürmek için bir şanstı ve o ayrılınca olabilecek en kötü tercihlerden birini yaptılar. Hem de üç yıllık kontratla. Üç ay dayanırsa iyi ama Terry'nin ve takımın Morinho gibi Hiddink'e duyduğu saygıyı ona göstereceklerini sanmıyorum.

Veda Busesi


Artık koşmayı bırakabilirim.

Bu benim son maçımdı ve aileme daha yakın olmaya ihtiyacım var.

Benim için çok zor bir gündü ancak takım arkadaşlarımın ve taraftarın ilgisi beni mutlu etti, hepsine teşekkürler.

Vicdanım rahat bir şekilde bırakıyorum çünkü birlikte çok güzel işlere imza attığımızı biliyorum.

Özellikle Del Pierro'ya ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. Geçen yıllar boyunca onun çok büyük bir kaptan olduğunu gördüm. Forma numaramı da Amauri'ye emanet ediyorum.

Pavel Nedved

Hiddink'e Güle Güle Hediyesi

Aklıma Ahmet Kaya'nın şu şarkı sözleri geldi:

Bu da benim sana, bu da benim sana
Ayrılırken hediyem olsun

Hangisi Guus, Hangisi Susan


Halef Salef Yanyana


Flamengo'nun İmparatoru


Flamengo forması ile takımının ikinci golünü attı ve tribünler yıkıldı. İmparator diye çağrılan Adriano 2-1'lik Atletico Paranaense galibiyetinde rol aldı.

Yaprak Dökümü



Maldini, Figo, Nedved... Üçü de futbolda bir kuşağı temsil ediyor. 90'lı yılları bize hatırlatıyorlar. Üçünün de kariyerinde çok önemli başarılar var. Ve artık yoklar, en azından ikisi kesin biri plase.

Nedved devam eder mi soru işareti çünkü menajeri Juventus'ta son maçına çıktığını ama kariyerine devem edeceğini açıkladı. Yine de muhtemelen oynayacağı takım Serie A dışından bir takım olacaktır. Muhtemelen ülkesine dönecektir.



Figo ise Atalanta maçında kaptanlık pazubandını takarak onurlandırıldı. O da San Siro'da seyircisine veda etmiş oldu. Serie A'nın albenisi seneye daha bir az olacak.