29 Mayıs 2009 Cuma

Çilingir



Yusuf Fenerbahçe'de Mustafe Denizli döneminde şampiyonluğu getiren golü atan oyuncu olarak hafızalarımızda kaldı. Ceza sahasına kesilen ortada ince bir dokunuşla ağları görmüştü. O gün Mustafa Denizli'nin güvenini boş çıkarmayan bu adam bu sene devre arasında Beşiktaş'a transfer olduğunda ben de dahil futbol üzerine düşünen yazan herkes bir burun kıvırdı, dudak büktü bu transfere.

Fenerbahçe'den ayrıldıktan sonra Denizlispor'da nekahat dönemini geçirip Bursaspor'da tekrar parlamaya başlamıştı Yusuf. Geçen sezon gösterdiği performans ve hatta sakatlıklardan kırılan Milli Takım'a Fatih Terim tarafından kurtarıcı rolüyle seçilmesi onu tekrar Türk futbolunun gündemine oturttu. Nitekim devre arasında önce Trabzonspor ile adı anılırken o şık bir çalımla Beşiktaş'ın yolunu tuttu. Hiçbir zaman fizik kondüsyonu üst düzeyde olmadı futbol hayatında. Ve hiçbir zaman güçlü bir futbolcu da olmadı. Ama belkide Türk futbolunun en kolay adam eksilten oyuncusu oldu. Ondaki çalım yeteneği biraz fiziki olarak kendini zorladığında tekrar Beşiktaş gibi Turkcell Süper Lig'de zirveye oynayan bir takımda tek devre de olsa rol almasını sağlayacaktı.



Geldiğinde Beşiktaş zirveden biraz uzaklaşmıştı ama Mustafa Denizli 26. haftayı işaret ederek taraftarı ve camiayı biraz olsun susturabilmişti. Nitekim oynadığı ilk maçlarda çok da fark yaratmadı ama lig ilerledikçe o da 0 kilometre bir otomobilin zamanla açılması gibi üzerine birşeyler koymaya başladı takımın. Ligde golleri ve asistleri ile en kritik virajların alınmasında Yusuf'un da adı geçiyordu liste başında. Belki de Mustafa Denizli hep iyi bir takım görüntüsünde olan Beşiktaş'ın eksiğini görmüştü. Yılardır acemice kaybedilen puanlarda bir çilingiri yoktu Beşiktaş'ın. Yusuf ile o çilingiri buldu Beşiktaş.

Haftasonu Denizlispor karşısında çilingirinden yoksun sahaya çıkacaklar. Stres düzeyi yüksek olan bu maçta aslında çokça ihtiyacı olabilir Beşiktaş'ın Yusuf'a. O bu sefer arkadaşların bu işin üstesinde gelmesi gerektiğini belirtmişti geçtiğimiz haftalarda. Bana çok kolay gibi gelmiyor şu an ki kadrodan çilingir çıkarmak.

Dudak bükülen, burun kıvrılan bu adam şimdi Beşiktaş'ın en kilit oyuncusu konumunda. Yılar önce Fenerbahçe'den kopup başını taşlara vurduğu yıllarda genç futbolcuların büyük takım forması giymenin kıymetini bilmesi gerektiğini söylemişti. Arayıp da bulamayacağı fırsatı futbol hayatının sonbaharında Beşiktaş ile şampiyonluk kovalayarak buldu. Ve belki de en çok o korkuyor bu fırsatın elinden alınmasından.

Son 90 dakika bittiğinde Beşiktaş herşeye rağmen şampiyonluğunu ilan edecek olması kuvvetle muhtemel. Bu şampiyonlukta da Beşiktaş tarihinde Mustafa Denizli'den sonra adının en önce yazılması gereken adam Yusuf. Ve bence Yusuf'un tam da zirvede futbol hayatına nokta koyması gerekiyor. Onun için bu son en muhteşem gözüken final senaryosu. Çilingir'in açılması gereken son kapıyı arkadaşlarına emanet edip Pazar günü kuttlamalarda İnönü'de şampiyonluk turunu attıktan sonra elveda demesi en ideali olur herhalde.

Not: Sergen Yalçın Yusuf Şimşek Beşiktaş'a transfer olduğunda "Yusuf Şimşek artık futbolun son demlerine gelmişken Beşiktaş'ta ne işi olabilir. O Beşiktaş'a göre yaşlı bir futbolcu. Beşiktaş'a katkısı olacağını düşünmüyorum. Bu transfer Beşiktaş'a hiç gerekli değildi. Yusuf Şimşek'in bireysel yetenekleri fazla olabilir ancak performans ve sürat yönünden Beşiktaş'ın formasını hak eden bir futbolcu asla değil' demişti. Ben de aynı görüşteydim, şimdi de bu transferin Beşiktaş'a bir şampiyonluktan fazlasını katmayacağını düşünüyoum. Ama Mustafa Denizli'nin ihtiyacı doğru belirlediğinin de hakkını vermek lazım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder