5 Aralık 2009 Cumartesi

Sepp'ten Taç Atışı Eğitimi



Sepp Blatter'den taç atışı eğitimleri başladı. Kursa katılım ücreti ilk onbirler için 2.500 €uro, eğer on sekiz kişilik kadroya eğitim verilecekse grup indiriminden yararlanıp 3.200 €uro'ya kayıt yaptırabiliyorsunuz. Taç atışlarında sorunlu tüm Türk takımlarına duyurulur.

Totti'nin Malvarlığı



Perrotta: Oğlum bu ne elin Arap'ının bile ağzı açık kaldı maşallah!

Totti: Oğlum yapma mahcup ediyon, başka gören olmadı di mi?


4 Aralık 2009 Cuma

İngiliz Basınında Kura Çekimi Yorumu



2010 Dünya Kupası Toto



2010 Dünya Kupası için bugünden bir toto oynuyorum. Önce yeralacakları sıraya göre gruptan çıkacak takımları yazalım:

A Grubu: Fransa, G.Afrika
B Grubu: Yunanistan, Arjantin
C Grubu: İngiltere, Cezayir
D Grubu: Almanya, Sırbistan
E Grubu: Hollanda, Kamerun
F Grubu: İtalya, Slovakya
G Grubu: Brezilya, Fildişi Sahilleri
H Grubu: İspanya, İsviçre

Eşleşmelerde koyu yazılan takımlar bir üst tura devam edeceğini tahmin ettiklerim:

Fransa-Arjantin
Yunanistan-G.Afrika
İngiltere-Sırbistan
Almanya-Cezayir
Hollanda-Slovakya
İtalya-Kamerun
Brezilya-İsviçre
İspanya-Fildişi Sahilleri

Gelelim çeyrek finallere, sadece bir G.Amerikalı kaldı:

Fransa-İngiltere
Yunanistan-Almanya
Hollanda-Brezilya
İtalya-İspanya

Yarıfinalde hala bir G.Amerikalı kaldı:

İngiltere-Brezilya
Almanya-İspanya

Ve final:
İngiltere mi, İspanya mı?

Blogu okuyanlar kimin ve neden şampiyon olacağını aylar öncesinde söylediğimi biliyorlar. Bir ipucu: Teknik adamı yabancı olan...

Yerli Malı mı, Yabancının Tadı mı?


Yılmaz Vural'a sallamıştım geçen hafta. Real Madrid gelse bu havayla sahadan çıkamaz babında bir açıklama yapmıştı Fenerbahçe maçı öncesinde. Ben de kesin beşlik olur demiştim, fena yedirdi yazımı bana.

Yılmaz Vural hep bu ülkede hakettiği yeri bulamamış bir teknik adam olarak anıldı. Bir değil iki diploma almış teknik direktörlerimiz arasında eğitimi en sağlam futbol adamı olarak gösterildi. Doğru da Yılmaz Vural hakettiği yeri bulamayanlardan ama bunda bulunduğu takımların başındayken aldığı spektaküler sonuçlara rağmen istikrarsızlığının bu başarılarının önüne geçmesi esas neden.

Antalyaspor ile nasıl alt kümeye düştüğünü herkes hatırlıyordur nitekim. Yılmaz Vural'ın nezdinde bir de yerli teknik adam konusuna giresim var. Burada biraz dürüst değiliz bence. Yılmaz Vural özelinde dürüst olamadığımız gibi.

Bir takımın başkanısınız ve yıllık 50 milyon doları bulan bir bütçeniz var. Fatih Terim ve Mustafa Denizli'yi bir kenara bırakın kimi getirirsiniz takımın başına? Elbet birçok isim sayacak olan vardır ama iş başa düşünce hiç kimsenin bu iki isim dışına çıkmayacağını ve tercihini yabancı teknik adamdan yana kullanacağını düşünüyorum.

Tabi burada söylediğim teknik adam tercihleri ikinci sınıf teknik adamlar değiller. Ama Daum, Tigana, Lucescu, Gerets vs. isimlerin hepsi şu anda Türk futbolunun yeri ve futbol adamalarının birikimi gözönüne alındığında tartışmasız öne çıkacak isimler olsa gerek.

Gelecek vaadeden teknik adamlarımız yok mu elbette var. Mesela Ertuğrul Sağlam, mesela Abdullah Avcı... Ama şu anki performansları itibariyle hala üç büyüklerin bir gerisinde, başaltında güreşiyorlar.

Tekrar toparlayacak olursak, 50 milyon dolarlık bir bütçeyi her yıl cebine koyan bir başkansanız emin olun birinci sınıf yabancıların peşinde koşacaksınız. Ta ki bir yerli teknik adam dişiyle tırnağıyla birinci sınıf düzeyine gelene kadar.

3 Aralık 2009 Perşembe

Klinsmann Ada'ya Gider mi?


Dünya Kupası sonrası bir yerlerde olabilirim açıklaması Klinsmann'ın Bild'e verdiği demecin bir parçası. Nerede olabileceği konusunda ise yükselen dedikodular Liverpool'u işaret ediyor.

ABD Milli Takımı için adı daha önce sıkça geçen ve kötü biten bir Bayern Munchen deneyimi olan Alman teknik adamın Liverpool'un ABD ile olan ilişkisi de gözönüne alındığında önümüzdeki sezon Premier Lig'in yolunu tutarsa kimse şaşırmasın.

Arda Orada Oynar mı?


Arjantinli genç yıldız Aguero'yu yazdık bir önceki postta. Şimdi ligimizin yıldızı Arda'ya geçelim. Son günlerde sıkça tartışılan bir konu var ki o da Arda forvet arkası ya da forvete yakın bir pozisyonda oynar mı?

Hiç uzatmadan cevap vereyim ki oynar. Doğrudur Arda'nın en iyi oynayacağı ve verim alacağınız bölge kanattır. Ancak bu onun forvet arkasında başarılı olamayacağı anlamına gelmez. Gerrard profesyonelliğinin ilk yıllarında bir bek oyuncusu iken nasıl başarılıysa ki hiç fena değildi ve şimdide nasıl orta sahayı domine ediyorsa Arda yeteneğinde bir oyuncudan hücum hattının her bölgesinde verim beklemek abesle iştigal değildir.

Ya da Messi, Cristiano Ronaldo gibi oyuncuların mertebesine çıkarmaya çalıştığımız bir adamın hücum hattında farklı bir pozisyonda maç stratejisi içerisinde kullanılmasını eleştirmek de pek makul gelmiyor bana. Maça ilişkin bu stratejinin tutmaması sadece o 90 dakika ile değerlendirilebilecek bir olaydır.

Önemli olan taşları nasıl dizdiğinizdir, mesela Baros'un hemen arkasında Alex gibi forvate yakın bir pozisyonda onu harcarsınız. Oysa Nonda'nın arkasında pekala iş yapabilir. Ya da ikili forvetin arkasında onun yükünü azaltacak bir kurguyla da onu verimli kılabilirsiniz.

Ama en baştada söylediğim gibi tartışma Arda o veya bu pozisyonda oynar mıdan öte nasıl bir kurgu içerisinde o pozisyonda yer verildiği olmalıdır. Ötesi safsata.

Mental Problem


Aguero'yu çok beğenmem hatta onun yerinde Zarate'ye şans verilmesi gerektiğini düşünmüşümdür. Dolayısıyla Maradona'nın kayınpeder kontenjanından Milli Takıma çağrıldığını da.

Gelecek vaadediyordu kabul hatta Messi'den sonra alt yaş kategorilerinde en gelecek vaadedenlerin başındaydı. Ama Aguero bence herşeyden önce mental gelişimini tamamlayamadı. Bir nevi Türk futbolunda Serhat Akın modeli. Şimdi başı aynı zamanda büyük belada. Henüz yeni baba olan Arjsntinli yıldız eşini aldattığı için ayrılma noktasına geldi.

Dedikodular bir dansçı ile eşini aldatan yıldızın evliliğe bir türlü alışamadığı yönünde. Bu anlamda da mental olgunluğu ulaşamamış yani. Yeni çocuğu olan bir adamın bunu yapması ciddi bir sorun aslında kendi içerisinde. Hoş bu aldatma taraflarca reddediliyor ayrı konu ama bu olay sonrası 2010 Dünya Kupası'nda görememekten daha büyük bir tehlike var onun için.
O da parlayamadan kayıp giden yıldızlar kervanına katılmak. İşler bu dönem Kun için çok zor.av

2 Aralık 2009 Çarşamba

Uyuyan Güzel



Komadan Çıkış


Fenerbahçe ilk yarı ile ikinci yarı arasında oynadığı oyun bakımından gece ile gündüz gibi olmasa da farklıydı. İlk yarıda pozisyona giren rakibini zorlayan takımın yerini ikinci yarıda ciddi açıklar veren bir takım alsa da 3 puanı çıkarıp grubu lider tamamlamayı bildi sarı larcivertliler.

Roberto Carlos'un gider ayak Volkan'ın kalesini boşalttığı anda kalenin önünden Ruiz'in boş kaleye yuvarladığı şutu çıkarması tatlı bir hatıra olarak kaldı taraftarların gönlünde. Tabi bunun öncesinde bir de Volkan'ın elinden kaçırdığı pozisyon var ki onu ayrıca bir yazı ile değerlendirmek gerekir.
Lugano'nun 71. dakikada attığı gol rakibin olası galibiyetinin de önüne geçti. Bu dakikadan sonra kalan bölümde rakibine fazla şans tanımadı Fenerbahçe.

Herşeyi Bilen Adam



Galatasaray üç bilinmeyenli bir denklem! Ortaokul matematiği.

1- Franco kaleciliği bilmiyor. İlk bilinmeyen.
2- Galatasaray'ın ön liberoları Mehmet Topal, Barış, Ayhan, Mustafa Sarp futbolu bilmiyor.
3- Rijkaard ve Neeskens antrenörlüğü bilmiyor.
Bu üç bilinmeyen bir araya gelince Galatasaray'ın "harika" kadrosundan böyle bir fiyasko çıkıyor.

Bu maddeleri yazıya döken basının duayen isimlerinden Hıncal Uluç. El insaf şu dünyada biz Türk insanının kendisine yaptığını düşmanı olsa yapmaz. Bu yazıyı yazabilmek için tanımlayamadığım bir psikoloji ile hareket ediyor olmak gerekir.

Bu yazıyı yazabilmek ego sahibi olmakla açıklanamaz. Rating yapmak uğruna bu kadar mı egzajere edilir?

Bu açıklamalar futbolu geliştirmek için mi yapılır yoksa baltalamak için mi? Bu açıklamalar sırf ben kimliğini ön plana çıkarmakta değil midir?

Sadece bu paragraf bile kendi içerisinde çelişmiyor mu? Kaleciliği bilmeyen bir kaleci ve hiçbiri futbolu bilmeyen bir ön libero grubu varsa nasıl harika bir kadrodan sözedilir?

Bir de senelerdir bitmeyen bir korkak edebiyatı var ki, sanırsınız Hıncal Uluç takımın başına geçse 1-1-8 düzeninde çıkaracak kadroyu sahaya. Lucescu korkak, Mustafa korkak, Gerets korkak, Hagi korkak, şimdi de Rijkaard korkak?

Galatasaray'ı tutan blogger arkadaşlar Galatasaray'ı ve Rijkaard'ı eleştiren diğer blogger arkadaşlara kızmasınlar. Esas kızacakları adres bellidir.

Taksilerden Futbola Destek



Yollarımızda böyle taksiler görmek istiyoruz, ama kapının tutma yerinin değişmesinde fayda var. En azından erkek müşteriler artık arka koltuğa oturmayacaklardır diye düşünüyorum ama bayanlar arasında taksi kullanımının artacağı kesin.

Erkeğin Kalbine Giden Yol


2010 Dünya Kupası kura çekimini G.Afrikalı güzel yıldız Charlize Theron yapacak. Tabi o varken başkasının yapması da pek düşünülmemeliydi. Herhalde tarihin en çok izlenen kura çekimine imza atabilir G.Afrikalılar.

Charlize Theron futbola çok da uzak birisi değil aslında. İrlanda asıllı kocası Stuart Townsend'ın futbola olan ilgisini biliyorsunuzdur. Charlize bu ilgiyi anlatırken tam kelime kelime hatırlayamasam da şöyle demişti: "Birgün kapıdan girip Oscar aldığımı söylesem hayatım çok iyi yapmışsın diyecek kadar soğukkanlı davranırken, yine kapıdan girdiğimde G.Afrika'da 2010 Dünya Kupası maçlarına bilet buldum dediğimde biran onun için dünyanın en harika, en güzel, en mükemmel kadını olabilirim".

Doğru söze ne denir? Erkeğin kalbine giden yol ya midesinden ya da maça biletten geçer...

1 Aralık 2009 Salı

Casillas Barca'da Olsaydı



Valdes idare ediyor kabul ama Barca'nın bir de Casillas'ı olsaydı herhalde aldığı kupa sayısını ikiye katlardı.

Tarz-ı Beckham



Evet bu adamı pek sevmem, aptal olabilir, ayağını raket gibi kullanmak dışında başka hiçbir özelliği olmayabilir ama futbol dünyasının yeni ikonu kokoş Ronaldo ile de karşılaştırmam. Bu adamın bir tarzı var. Giyinmeyi çok iyi biliyor. En azında çiçekli sarı gömlekler ya da envai çeşit renk cümbüşü içerisinde garip bir kazağın içerisinde hiç görmedim Beckham'ı.

Jabulani



2010 Dünya Kupası'nda kalecilerin korkulu rüyası olacak top budur. Adidas yetkilileri bu yeni üretilen top için olağandışı stabil bir uçuşu var ve her koşulda mükemmel bir kontrol sağlıyor diyorlar.

"Grip'n Groove" adı verilen teknoloji ile üretilen bu son futbol mucizesinin ismi ise Zulu dilinde kutlama anlamına gelen Jabulani.

Jabulani'yi Dünya Kupası sonrası halı sahalarımıza bekliyoruz.

%100 Şenol Güneş


Şenol Güneş geldi hoşgeldi. Karizma yoksunu diye zamanında yerden yere vurulan Dünya Üçüncülüğü apoletli teknik adam Trabzonspor'u kurtarmak üzere kolları sıvadı.

Şenol Güneş'e kaç yıl ömür biçiyorsunuz? Benim bu soruya cevabım şu: İşler kötü giderse sezon sonu gider, Trabzonspor sabır gösterirse önümüzdeki sezona da onunla başlarlar. Önümüzdeki sezon ise Trabzonspor şampiyon olamazsa ikinci bile olsalar Şenol Güneş yine gider.

Böyle bir senaryonun gerçekleşme şansı nedir? Bana göre %100. Şenol Güneş bunu biliyor mu? Bence bu da %100. Peki Şenol Güneş neden bunu bile bile Trabzonspor'un teklifini kabul eder?

Bunun tek sebebi var o da ülke futboluna ve memleketi Trabzon'a hizmet etmek.

O zaman yerel basınsa yerel basın, ulusal basınsa ulusal basın ve medya kuruluşları, Trabzonspor yönetimi, eski yöneticiler... Bu konuyla ilgili kim varsa artık biraz susma zamanı geldi. Trabzonspor'u Şenol Güneş ayağa kaldıramazsa bu kafayla kimse kaldıramaz.

Ve eğer Şenol Güneş'in arkasında durulmazsa bundan sonra yokuş aşağı giden kamyonu kimse durduramaz.

Samimiyetsiz Gillette



Gillette'in yaptığı hokkabazlığı hepiniz duymuşsunuzdur. İrlanda maçından sonra elle gol atan Henry'nin posterde elinde bulunan topu photoshop ile kaybetmişlerdi.

Roger Federer raketini, Tiger Woods golf sopasını tutarken Henry futbol topunu tutmuyor. Bence samimiyetten uzak bir reklam çalışmasına dönüşmüş. Farklı şekillerde yönetilebilir miydi bu durum bilmiyorum ama Gillette o kadar samimiyse Henry'i tüm reklam faaaliyetlerinin dışına itebilirdi.

Ballon D'or Messi'nin



Ballon D'or ödülünü kimin alması bekleniyorsa o aldı. Artık fazlasıyla formalite haline gelmişti ödül bu sene. Tüm dünyanın bildiğini ilan etmiş oldular. Şimdi geriye bir başka formalite ödül FIFA Yılın Futbolcusu apoletini taknmak kaldı.

Nike Sen Nelere Kadirsin


Nike Red'in tanıtım gecesinde Bono Drogba'nın ayakkabılarını bağlarken çekilen bu fotograf markaların neler yaptırabildiğine en güçlü örneklerden olsa gerek. Sen kalk koskoca Bono Drogba'nın ayakkabılarını bağlarken poz ver.
Hoş tabi 1998 Dünya Kupası finalinde Ronaldo'yu yarı baygın final maçına çıkaran Nike için bu pozu verdirmek daha kolay olsa gerek. En azından daha az sıfırlı...