
Mustafa Denizli CSKA maçı sonrasında hem Manchester United hem de CSKA maçından dem vurarak aslında oyunda iyi olduklarını ifade eden açıklamalar yaptı ve hedef olarak da Wolfsburg maçını gösterdi.
Beşiktaş Avrupa'da yoluna devam edecektir hedefini net bir şekilde söylese de Denizli'nin Beşiktaş'ın bu hedefleri taşımaktan uzak durumda olduğunu ve bir anlamda hayal tacirliği yaptığını düşünüyorum. Türkiye'ye %51 kavramını getiren bir teknik adam Denizli. Bu ülke insanı onunla birlikte Avrupa kompleksini yenmeye başladı. Ama Beşiktaş'ın içerisinde bulunduğu travma bugün bu %51'in çok uzağında ve SOS veriyor.
Maç yazısında dün gece yazmıştım Beşiktaş Sıkıntı Yumağı diye. Sezon öncesinden de gelmiyor bu sıkıntılar. Demirören'in başkanlık koltuğuna oturduğu gün başlayan yönetememe kriziyle artık yokuş aşağı giden kamyonun freni patlamış durumda. İşin kötüsü kamyonda direksiyon başında Denizli durmaya çalışıyor ama duramayacak kadar köşeye sıkıştırılmış.
Bundan birkaç sezon önce Beşiktaş'ın elinde Tigana gibi çok önemli bir fırsat vardı. Onun yönetiminde uzun yıllar başarılı olabilecek bir takım yaratılabilirdi. Ama camiaya Türkiye Kupası ve lig ikinciliği yetmedi. Yetmediği içindir ki belki yola Fransız yerine yine kendi evladı ile devam etme kararı aldı kara kartal. Ertuğrul'un gelişi çok sessiz oldu ama gidişi o kadar sessiz olmadı. Yerine bu sefer gelen isimse başarılı bir sezonun anahtarıydı doğru. Nitekim iki kupa ile taçlandırdı Beşiktaş sezonu. Ama Tigana ile yolların ayrıldığı gün Beşiktaş gelecek 5-10 yılını da çöpe atmıştı.
Bu sorun futbolumuzda sadece Beşiktaş'ın sorunu değil. Fenerbahçe, Galatasaray ve diğerleri. Hepsi subjektif değerlendirmelerle başarısız olarak adledilen bir sezondan sonra ikinci bir şans vermiyorlar teknik adamlarına. Misal Sivasspor...Eminim ki bu şekilde devam ederlerse Bülent Uygun ile yollar ayrılacak. Kan değişikliği gereken durumlar yok değildir demiyorum kesinlikle. Ama tüm yanlışlarına rağmen Sivasspor'u yaratan Bülent Uygun bir şansı daha haketmektedir benim gözümde. Nasıl yukarılara taşıdıysa ve nasıl dibe vurduysa tekrar yukarı taşıma fırsatı da verilmelidir tüm yanlışlarından arınması için. Mesela Daum, mesela, Lucescu, mesela Gerets, mesela Zico diye örnekleri çoğaltma imkanımız var.
Beşiktaş'a dönecek olursak Beşiktaş'ın sorunu tekrar şans vermekle düzelecek bir sorun değil. Beşiktaş'ta kökten bir çözüme ihtiyaç var. Direksiyonun başında Mustafa Denizli'yi koymuşlar ama Beşiktaş'taki kaotik yapı yıllardır devam ediyor. Türkiye'de kaotik yapıların başarı şansı her zaman var tıpkı geçen yıl olduğu gibi. Kaotik yapının başına geçirdiğiniz doğru bir adam elbet bir süreliğine işleri rayına koyabiliyor. Ama kaotik ve düzensiz yapı içeride devam ettiğinden bir süre sonra bu başarıyı süredüremez hale geliyorsunuz.
İşte Beşiktaş'ın durumu tam da böyle. Geçmiş dönemde neler yaşandı hepimiz biliyoruz. Yönetim becerisinin olmadığı bir ortamda bir adamın gelişiyle işleri rayına koymuş gibi gözüken Beşiktaş camiası, başkanının sadece bu yıl içerisinde yarattığı Mehmet Topuz krizi ve gereksiz birçok söylemi, transfer döneminin beceriksizce harcanması, Tabata-Gaziantep-Demirören mutluluk üçgeninde gerçekleşen ve transferin oluş şekliyle daha en başta başarı şansını kaybeden bir politika, sadece Tabata da değil diğer transferlerde de havalara açılan paralar, Bobo krizi, futbolcular arasında keyfi ücret düzenlemeleri, buna mukabil düzeltilmeyen ücretler ile dolup taşırdı bardağı.
Bozuk saatin bile günde iki kez doğruyu gösterdiği bilinir. Mustafa Denizli ile birlikte takım bir kez olsun geçen yıl doğruyu gösterdi. Gösterdiği doğrunun yalancı doğru olduğunun herkes farkındaydı yönetim hariç. Mustafa Denizli bile. Bu yüzdendir ki sezon başında gitmek istedi. Bir daha bu başarıyı yakalaması için geçen yıl sarfettiği enerjiyi harcayacak gücü yoktu. Olmaması da doğal çünkü geçen yıl insanüstü bir güç harcadı ama o da içeri girdikten sonra gördü ki içerideki sıkıntılar tahmin ettiğinden çok daha büyük.
Artık insanların şunu bağıra çağıra haykırması gerekiyor. Sorun sahada değil, saha kenarında da değil. Sahanın dışında tam Akaretler Kulüp Binası'nın içerisinde. Ve öyle şiddetli bir şekilde taşıyor ki geçtiğimiz günlerde yaşanan sel felaketi gibi kaosun getirdiği çamur yığını Maçka'yı aşıp İnönü Stadı'nın içine taşıyor.
Denizli hedef olarak Wolfsburg maçını gösteriyor. Rabbim ne der bilemiyorum ama beynimin tüm hücreleri hedef Akaretler Kulüp Binası olmalı diyor bana. Kargalar da, içimizdeki İrlandalılar da kulüp binasının içinde Mustafa Hocam...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder